20 Mayıs 2013 Pazartesi
Gökyüzü yine masmavi, bugün de kuşlar uçuyor. Bende mavinin derinlerine dalabilmek için, biraz huzur için balkonda konaklıyorum. Biraz uzaklara bakınca deniz de gözüküyor, ara ara da ağaçların yeşillikleri. Ama hiçbiri içimdeki bu daraltıyı, bu baş ağrısı gibi vuran sızıyı dindirmeyi bırak, azaltmaya bile yetmiyor. Sonra düşünüyorum umurumda bile olmayan adı geçtiğinde omuz silkip "banane yaa" dediğim insanların moralimi nasıl bu kadar bozduğunu. Yada nasıl bu kadar çevremi, beni hayatımı etkilediğini. Dostlarımı etkilediğini. Bi'an bu daraltıdan, sıkıntıdan kurtulup Duman eşliğinde bulutların ne kadar mükemmel olduğunu düşünüyorum. Sizce de öyle değiller mi? Peki onca insanları hayal kurmak için bi'araya getiren, mavi cennetin içinde çok saf duran bulutların hiç derdi tasası yok mu? Yok tabi. Ama eğer onlar da bizler gibi doğup, yaşayıp ölüyorlarsa onlarında acı çekmesi gerekmez mi? Bu "acı" sadece insanoğluna özgü birşey mi? İşte bu yüzden tekrar bulut olmak, gökyüzü olmak, telgrafın tellerine konan kuş olmak, Flash TV de halay mendili olmak istiyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder